Mersin Avrupa’nın çöplüğü mü oluyor?

Mersin Avrupa’nın çöplüğü mü oluyor?

Ali Ekber ŞEN / MERSİN İZ HABER

Avrupa’dan Türkiye’ye getirilen yasa dışı atıkların ana giriş kapısı MIP (Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş) olmaya devam ediyor. Stratejik öneme sahip limanın, geri dönüşüm adı altında binlerce tonluk tekstil ve plastik çöpünün boşaltılmaya çalışıldığı bir merkez haline getirilmesinden endişe duyuluyor. İlgili kurumlar, ekonomi çevreleri, çevre örgütleri ve halkın yaşanan sürece karşı etkin bir mücadele yapması bekleniyor.

BİNLERCE TON ATIK LİMAN SAHASINI KAPLADI

Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde ‘geri dönüşüm malzemesi’ olarak nitelenen çöpler, Mersin Limanı’na beyan edilen yük dışında ulaşıyor. Son olarak Avrupa’nın çeşitli merkezlerinden Mersin’e konteynerlerle gelen gemilere yüklenen ithal ürenler, arasında çöp balyaları bulundu. İndirilen çöp balyaları sahada sergilenirken önemli bir çevre sorunu yaratıyor. Çevre İl Müdürlüğü ekiplerince kontrol edilmek üzere sahaya serilen çöpler, önemli bir yer işgaline de neden oluyor. Gıda ürünleri ile çöplerin bir arada olmaması gerekmesi de göz önünde bulundurulmuyor. Konteynırla gelen bakliyat başta olmak üzere çeşitli gıda ürünleri de yan yana geliyor.  

GEMİLER AÇIKTA BEKLİYOR  

Liman sahasına indirilen çöpler fazla yer işgal ettiği için bekleyen gemilerin yüklerini boşaltılmamasında gecikmeler yaşanıyor. Çevre İl Müdürlüğü’nün çöplerin incelemesi için balyaları açması da ciddi bir zaman kaybı yaratıyor. Sahada konteynırlar açıldığından, gemiler liman dışında beklemek zorunda kalıyor. Böylece gemilere 7-8 veya 10 gün zaman kaybettirip, Demuraj yemesine neden olurken, önemli maliyet artışları oluşuyor.

GECİKMELER LİMANIN KAN KAYBINA YOL AÇIYOR

Mersin Limanı’na Avrupa’nın çöpünün akmasıyla ortaya çıkan sorunlar, sektör kollarında da iş verimliliğini düşürmeye neden oluyor. Mersin’e çalışan nakliye sektörü de Avrupa’nın kente ulaşan çöp atıklarından olumsuz etkilenirken, Mersin’in bölgesinde olan şehirlerin hammadde girişinin de azalmasına ve gecikmesine sebebiyet veriyor. Bu durumda başka limanlara yönlendirmelere yol açarken, liman kan kaybediyor. Mersin limanı böylece hemen yük kaybediyor, hem de çevre zararı oluşuyor. Bekleyen gemilere Demoraj bindirerek maliyetlerin yükselmesine yol açılırken, sağlıksız çöpler de kentte olumsuz çevre sorunları yaratıyor.

MERSİN LİMANI VE GERİ DÖNÜŞÜM TESİSLERİNDE ARAMA YAPILDI

OLAF (Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi) ticaret akışı analizleri ve gümrük verileri üzerinden yaptığı incelemelerin ardından Türk makamları da uyarıldı. Bir süre önce Türkiye'ye ulaşan konteynerlerde yapılan ilk kontrollerde 4 bin 200 ton yasa dışı tekstil atığı belirlendi. Soruşturma kapsamında OLAF yetkilileri, İtalyan çevre uzmanları ve Türk makamlarının katılımıyla Türkiye'de ortak denetimler gerçekleştirildi. Mersin Limanı’nda yasa dışı ağ ile bağlantılı olduğu ve yanlış etiketlendiği belirlenen 768 ton tekstil atığı ele ele geçirildi.

ÇEVREYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR

Bu arada, Avrupa ülkelerinin imha etmekten çekinip elinden çıkarmak isteyerek Mersin’e yasadışı yollarda ulayan atıklar, dönüştürme tesislerinde bir kısmı işlenip, ekonomiye kazandırılırken, kazandırılamayan kısmı ise kimliği belirsiz kişi ya da tesis yöneticileri tarafından ulaşımı zor olan koylara atılarak çevre büyük bir zarar verdiği belirtiliyor. Son dönemlerde Mersin sahillerinde ortala çıkan atık görüntülerinin de Avrupa’dan Türkiye’ye yasa dışı yollarla ihraç edilmek istenen atıklar olduğu değerlendiriliyor.

ÇEVRECİLER ENDİŞELİ, ÖNLEM İSTİYOR


Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Arslan, deniz yolu ile Türkiye’ye getirilerek Mersin’deki dönüşüm tesislerinde bertaraf edilmeye çalışılan atıkların bir kısmının ekonomiye kazandırıldığını, dönüştürülemeyen diğer kısmının da doğa için büyük bir tehlikeye yarattığını dile söyledi. Mersin’de son dönemlerde denizden sahile vuran devasa atıkların yurt dışından ithal edilen ve dönüştürülemeyen atıklar olduğunu öne süren Arslan, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu atıklar bir şekilde Mersin Limanı'na geliyor. Mersin Limanı’nda aracılar aracılığı ile geri dönüşüm tesislerinin sahipleri para karşılığında alıyor. İşletme sahipleri tonlarca atığı işletmelerine götürüp dönüştürmeye çalışıyor.  Bunların bir kısmı geri dönüşüyor. Bu rakam uzmanlara göre yüzde 7-8'i dönüşüyor. Yani hadi global olarak yüzde 10'u dönüşsün. Geri kalanı ise geri dönüşmüyor. Eskiden dönüşmeyen kısmı bir şekilde yakılıyordu İşletmede hepsini biriktirip sokak ortasında yakıyorlardı. Yaptığımız açıklamalar, eylemler baskı oluşturdu, yetkililer tarafından denetim altına alındı. Şimdi sokak ortasında bunu yapamıyorlar ama geri dönüşmeyenleri kıyıp, derelere veya denize, ormanlık alanlara veya kanalizasyonuna akıtıyorlar”

İLGİLİ KURUMLAR HAREKETE GEÇMELİ

Öte yandan Mersin’e yasa dışı yollarla ulaşarak geri dönüşüme dışında kalan özellikle plastik ham maddeleri ise sahil kesimlerde görülmeye başlandı. Yaz sezonun gelmesiyle sahillerde ortaya çıkan atıklar, önemli derecede çevre sorunu yaratıyor. İlgili kurumların bu konuda etkin bir denetim yapması isteniyor.

TÜRKİYE İÇİN RİSK KAPIDA

Atık ticaretinin temeli ise 2018 yılında Çin’in plastik atık ithalatına yasak getirmesiyle Türkiye’nin ana ithalatçı üsse dönüşmesini sağladığı belirtiliyor. Çin’i Malezya, Tayland ve Vietnam da izleyince, Türkiye’ye dönük plastik atık ihracatı kontrolsüzce arttı.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat)’a göre AB 2024 yılında 426 bin tonu plastik olmak üzere toplam 12.25 milyon ton atığı Türkiye’ye ihraç etti. Bu da AB’nin o yılki toplam atık ihracatının yaklaşık üçte birine denk bir miktar. Son on yılda Türkiye’nin ithal ettiği atık miktarı 118.7 milyon ton. Üstelik önümüzdeki dönemde bu ticaretin hacmi artabilir. Çünkü AB’nin yeni düzenlemelerine göre 2026’dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik ihracatı kısıtlanmış durumda. Dolayısıyla OECD üyesi olan Türkiye doğal olarak kapsam dışında kalacak.
Raporu kaleme alan Berk Butan, “Bu düzenleme Türkiye için maalesef bir fırsat değil, yeni bir risk” diyor ve devam ediyor: “Türkiye OECD üyesi olduğu için bu yasak Türkiye'ye ihracatı kapsamıyor. Tam aksine, artık başka ülkelere gidemeyen plastik atığın yolu Türkiye'ye doğru açılıyor. Yine bakanlığın verilerine dayanarak AB’nin yüksek miktarda plastik atık ihracatı yaptığı ilk 10 ülkeye baktığımızda OECD üyesi olmayan Malezya, Vietnam, Hindistan, Fas ve Mısır hemen göze çarpıyor. 2024 yılında AB’den bu 5 ülkeye toplam 1 milyon 618 bin ton plastik atık gönderildiğini görüyoruz. Yasak durumunda bu atıklar OECD üyesi ülkeler arasında paylaşılacak. Burada AB menşeli atıkların ilk durağı olan Türkiye’nin yine öncelikli duraklardan biri olabileceğini tahmin etmek çok zor değil. Hacim azalmak yerine artacak. Bu nedenle biz geçici kota düzenlemelerinin değil, kalıcı ve koşulsuz bir yasağın tek gerçekçi çözüm olduğunu savunuyoruz.”

 

  Mersin Avrupa’nın çöplüğü mü oluyor?