"O" doktordan, çirkin iftira paylaşımı

Ali Ekber ŞEN / MERSİN İZ HABER

Yavru vatan KKTC’den Mersin’e gelen üniversite öğrencisi Ali Can Gül’e, ‘Mide balonu’ taktırması sırasında ölümüne neden olmakla suçlanan Dr.Doğan Erkal, sosyal medya hesabından haber yapan basın mensuplarına çirkin iftirada bulundu. Dr.Erkal, basın mensuplarının üniversite öğrencisi ve futbolcu Ali Can Gül’ün bir ihmal sonucu ölmesinden kendisinin sorumlu tutulmasına yönelik para alarak haber yaptıkları yönünde çirkin iftira paylaşımı yaptı. Konuya ilişkin devam eden soruşturma dosyasında ise tanık olarak dinlenen bir kişinin görüştüğünü iddia ettiği hemşire “Vicdanımı susturamadığım için Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi ile aramızdaki iş akdime son vermiş bulunmaktayım” diyerek paylaşımda bulunup görevinden istifa ettiği ortaya çıktı.

HAKKINDA AÇILAN ÇİFTE SORUŞTURMA SÜRÜYOR

Girne Üniversitesi Yazılım Mühendisliği 3’üncü sınıf öğrencisi futbolcu 22 yaşındaki Ali Can Gül’e mide balonu taktırma işlemi sırasında ölümünden sorumlu tutularak babası Hasan Gül’ün şikayet ettiği Özel Ortadoğu Hastanesi’nde görev yapan Dr.Doğan Erkal hakkında açılan iki soruşturma sürüyor. Savcılıkça cezai yönde devam eden soruşturma kapsamında 20 kişinin ifadesine başvuruldu. Yavru Vatan Kıbrıs’ta günün konusu olan ve Türkiye gündemine de oturan sağlık skandalı ile ilgili olarak da İl Sağlık Müdürlüğü’nce soruşturma açıldı.

“PARA İLE HABER YAPTIRIP, ŞAHİT TUTMAYA ÇALIŞANLAR”

Son 5 yıl içinde aynı suçlamalara yönelik hakkında çok sayıda şikayet dilekçesi bulunduğu öne sürülen Dr.Doğan Erkal ile ilgili çifte soruşturma devam ederken, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Dr.Erkal, sosyal medya hesabından yaptığı iftira olan çirkin paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Aileme, eşime mesaj atıp hakaret edenler. Parayla şahit tutmaya çalışanlar. Yerel medyaya para verip haber yaptırmaya çalışanlar. Sağı, solu adliyeyi arattıranlar. Hesaplaşacağız, ama belgelerle, sabredin.”

“VİCDANIMI SUSTURAMADIM” DEDİ İSTİFA ETTİ

Öte yandan, konuya ilişkin devam eden soruşturma dosyasında tanık olarak dinlenen Hüseyin Çakır'ın görüştüğünü iddia ettiği hemşire “Vicdanımı susturamadığım için Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi ile aramızdaki iş akdime son vermiş bulunmaktayım” diyerek paylaşımda bulunup istifa etti. Devam eden savcılık soruşturmasında tanık olarak dinlenen Hüseyin Çakır, vicdan azabı çektiğini dile getirerek olayın yaşandığı hastaneden istifa eden hemşirenin ile yaptığı görüşmede söyediklerkini şöyle anlattı:
“Hasan Gül benim çocukluk arkadaşım olmaktadır, oğlu Ali Can Gül'ün vefat etmesinden dolayı Kıbrıs’tan Türkiye’ye olay günü geldim, bu zamana kadar cenaze işleriyle bizzat ben ilgilendim, Kıbrıs’ta cenaze işlerini hallettikten sonra gerekli hukuki işlemler için tekrardan Hasan ile birlikte Türkiye’ye geldik.  Ortadoğu Hastanesinde çalışmakta olan, hastanedeki görevini tam olarak bilmediğim fakat Ali Can'ın ameliyata girmeden önce EKG’sini çektiğini söyleyen ve bize kendini hemşire olarak tanıtan bayan Hasan'ın halasına ameliyat hakkında olanları anlatmak için olay günü ulaşmış. Ama tam net olarak anlamamış, biz tekrardan Türkiye'ye geldiğimizde Hasan'ın halası bize bunu anlattı, biz de bu bayana ve ailesine ulaştık. Baayan ölen gencin babası Hasan'ı aradı, Hasan ile telefonda görüştü, bu sıra Hasan'ın ben de yanındaydım, hemşire Hasan'a telefonda oğlunun ölümü ile alakalı yanlış operasyon yapıldığını, ameliyatın ikinci dakikasında çocuğun vefat ettiğini, kendisinin vicdan azabı çekmek istemediğini ve bu yüzden Hasan'a ulaşmak istediğini anlattı, biz de bunun üzerine olayın savcısına gittik ve ek olarak dilekçe verdik.”

“MUHTEMELEN BALON NEFES BORUSUNA TAKILDIĞI İÇİN VEFAT ETTİ”

Olaydan birkaç gün sonra hemşire, eşi ve babası ile Erdemli’de yüz yüze buluştuklarını anlatan tanık Hüseyin Çakır görüşmede hemşirenin sözlerini şöyle özetledi:
“Abi ben vicdan azabı çekiyorum, bu çocuk ameliyatın ikinci dakikasında muhtemelen balon nefes borusuna takıldığı için vefat etti, kullandıkları aletin ucu arızalıymış, çocuk mosmor olduktan sonra doktor mavi kod vermedi, çocuğu kardiyoloji bölümüne çıkardılar, ameliyat esnasında anestezi uzmanı yoktu olaya sonradan müdahil oldu, çocuğun kalbi durduktan sonra kardiyoloji bölümüne çıkarılıp çocuğa kalp pili taktılar, çocuk EX olunca morga indirdiler, morga koyduktan sonra doktor ve 2 hemşire morga girdi ve çocuğun 2 defa kefenini değiştirdi, çocuk kalp krizinden vefat etmiş gibi görünsün diye morgda endoskopi yaptılar, benim de 3 çocuğum var vicdan azabı çekiyorum bu yüzden sizlere bunu anlatıyorum, elimde ses kayıtları ve görüntülerde var, hastanede herkes her şeyi biliyor fakat herkes korkuyor, çocuğun dosyası üzerinde oynama yapabilmek için hastanede halen açık tütülüyor" dedi ve konu hakkında şahitlik yapacağını söyledi, aynı zamanda olayı gören ve olayın içinde olan isimleri tek tek verdi, ben bu isimleri not aldım.”

“HERGÜN ALKOL ALIP, ERTESİ GÜN AMELİYATA GİRİYOR”

Öte yandan Mersin’de yaşandığı öne sürülen sağlık skandalı yerel ve ulusal medya da günün konusu oldu. Çok sayıda yerel ulusal gazete ve televizyonlarda yer alan skandal, sosyal medyada da gündem oldu. Konuya ilişkin çok sayıda yorum yapıldı. Fulden Sar isimli hesap sahibi şu ise yorumda bulundu:
“Doğan Erkal benim öz yeğenimdir ve hiç savunmuyorum. Çünkü, her gün alkol alan ve ertesi gün ameliyata girer ki yıllardır böyle, nasıl güvenirsin? Gerçekler bu maalesef, teyzesi olarak eğer ki ihmali ve suçu varsa adalet cezasını vermeli.”

"SONUNA KADAR BURADA KALACAĞIM VE MÜCADELEMİ SÜRDÜRECEĞİM"

Hukuki süreç için Mersin’de bulunan acılı baba Hasan Gül, "İhmal değil sadece bu, bir cinayet" dedi. Acılı baba Hasan Gül, şöyle devam etti:
"Oğlumun morgda bedenini gördüm, ağzı, sakalları kan içindeydi, kulaklarından kan gelmişti, alnında kan vardı. Bu otopsiye girmeden önceki haliydi. Yani oğlum bir mide balonundan nasıl bu hale geldi. Bana hiç kimse bir açıklama yapmadı. Böyle bir şey nasıl olur? Bunu bilmiyorum ben. Bu konuda hastane de doktor da yüzde 100 suçlu, yüzde 100 ihmalleri var. Bir aydır buradayım. Bir aydır hukuk mücadelemi sürdürüyorum, zor geçiyor ama asla pes etmeyeceğim. Oğluma bunu yapanların cezayı, 1 sene sonra da alsalar, 2 sene sonra da alsalar sonuna kadar burada kalacağım ve mücadelemi sürdüreceğim."

"OĞLUMA BUNU YAPANLARIN EN AĞIR CEZAYI ALMASINI İSTİYORUM"

Olayın 5 Haziran’da yaşandığını hatırlatan baba Gül, oğlunun vefat haberinin KKTC’de iken kendisine ulaştığını kaydetti. KKTC’den hastaneye geldiğinde kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını ifade eden Gül, şöyle dedi:
"Karşıma ne doktor çıktı ne başhekim çıktı ne hastane müdürü çıktı, hiç kimse çıkmadı. Sadece güvenlikçiler ve temizlikçiler çıktı. Hastanede hiç kimseyi bulamadım. Yani karşıma kimse çıkıp, ’ya senin oğlum bundan öldü, işte hatamız var veya yok. İşte şundan dolayı’ diye gelmedi. Sadece güvenlikleri karşıma diktiler. Temizlikçilerle güvenlikçiler bana barikat kurdu, o kadar. Benim oğluma bunu yapan herkesin cezalandırılmasını istiyorum. Başka istediğim hiçbir şey yok. Çünkü benim bir tane oğlum vardı, oğlumu aldılar benden. Başka hiçbir şey istemiyorum. Benim oğluma bunu yapanların en ağır cezayı almasını istiyorum."